gazetda

Kadınların hikayesi YDÜ'de anlatıldı

Güncel

Yakın Doğu Üniversitesi’nde düzenlenen “Kadın Olmak: Bizim Hikayemiz” etkinliğinde kadınların toplumdaki konumu, eşitlik mücadelesi ve karşılaştıkları sorunlar farklı disiplinlerden uzmanların katılımıyla ele alındı.

Dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında yer alan Yakın Doğu Üniversitesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlediği etkinlikle kadın hakları ve toplumsal eşitlik konularına dikkat çekti. Yakın Doğu Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet Araştırma ve Uygulama Merkezi (TOCAM) ile Atatürkçü Düşünceyi Geliştirme Kulübü iş birliğinde düzenlenen “Kadın Olmak: Bizim Hikayemiz” başlıklı etkinlik, Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Yoğun ilgi gören etkinlikte, kadınların toplumsal yaşamda karşılaştıkları sorunlar, sağlık, psikoloji, yerel yönetimler ve hak temelli yaklaşımlar çerçevesinde değerlendirildi. Etkinliğin açılışında; Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Toplumsal Cinsiyet Araştırma ve Uygulama Merkezi Başkanı Doç. Dr. Ayça Demet Atay ve Atatürkçü Düşünceyi Geliştirme Kulübü Başkanı Zafer Özbir birer konuşma yaptı. Etkinliğin moderatörlüğünü ise Yakın Doğu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Tijen Zeybek üstlendi.

Farklı alanlardan uzmanların katkı sunduğu etkinlikte; KKTC Merkezi Cezaevi Psikoloğu Hazar Topal, Lefkoşa Türk Belediyesi Sosyal Hizmetler Şube Amiri Sibel Demirpençe, Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Özen Aşut ve Yakın Doğu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nur Köprülü konuşmacı olarak yer aldı.

Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Kadınların hikayesini yalnızca dinleyen değil; o hikayeyi daha adil bir geleceğe dönüştürmek için sorumluluk alan bir üniversite olmayı sürdüreceğiz.”

Kadınların toplumların gelişim sürecinin, demokrasi arayışının ve eşitlik idealinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, “Kadınların hikayesi yalnızca belirli bir coğrafyanın ya da dönemin meselesi değil; insanlığın ortak geleceğini şekillendiren bir olgudur” dedi. Konuşmasında güncel küresel sorunlara da dikkat çeken Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, “Maalesef bugünlerde dünya; eşitlik ve özgürlük arayışının yanında savaşların ve çatışmaların yarattığı ağır insani krizlerle yüzleşiyor. Savaşların en ağır yükünü kadınlar taşıyor; evlerde, göç yollarında, hastane koridorlarında ve yıkılmış şehirlerin enkazında yaşanıyor” dedi. Tüm bunların yanında kadınların, barışın ve dayanışmanın güçlü savunucuları olduğuna da değinen Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ,“Kriz anlarında toplumsal dayanışmayı örgütleyen, aileyi ayakta tutan, yeniden inşa süreçlerinde öncü rol üstlenen yine kadınlardır” ifadelerini kullandı.

Bu kapsamda üniversitelerin toplumsal sorumluluklarına da değinen Prof. Dr. Şanlıdağ, “Bir üniversite olarak sorumluluğumuz, adalet duygusunu güçlendirmek, eşitlik bilincini yaymak ve gençlerimizi insan haklarına duyarlı bireyler olarak yetiştirmektir. Akademi; özgür düşüncenin, eleştirel aklın ve toplumsal dönüşümün en önemli alanlarından biridir” dedi. Yakın Doğu Üniversitesi olarak kadın hakları ve toplumsal eşitliğin savunucusu olmayı görev bildiklerini belirten Prof. Dr. Şanlıdağ, “Bizler burada, bilimin ışığında, eşitliğin ve insan onurunun savunucusu olmaya devam edeceğiz. Kadınların hikayesini yalnızca dinleyen değil; o hikayeyi daha adil bir geleceğe dönüştürmek için sorumluluk alan bir üniversite olmayı sürdüreceğiz” dedi.

Doç. Dr. Ayça Demet Atay: “Hedefimiz; şiddetin, eşitsizliğin ve ayrımcılığın ortadan kalktığı bir toplumsal dönüşümü gerçekleştirmektir.”

Toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinin uzun soluklu ve çok boyutlu bir süreç olduğunu vurgulayan Yakın Doğu Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet Araştırma ve Uygulama Merkezi Başkanı Doç. Dr. Ayça Demet Atay temel hedefin ataerkil yapının dönüştürülmesi olduğunun altını çizdi. Kadına yönelik şiddetin yalnızca medyaya yansıyan vakalarla sınırlı olmadığını söyleyen Doç. Dr. Ayça Demet Atay, “Cinayetler buzdağının görünen yüzü. Psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddet çoğu zaman görünmez kalıyor” dedi. Medyada şiddet haberlerinin zaman zaman “aşk cinayeti” ya da “cinnet” gibi ifadelerle sunulmasının da sorunu görünmez kıldığını belirtti.

Çalışan kadınların kariyerlerinde karşılaştıkları engellere de değinen Doç. Dr. Ayça Demet Atay, “Kadınlar çoğu zaman yetkinliklerine rağmen üst yönetim pozisyonlarına ulaşmalarını engelleyen görünmez bariyerlerle karşılaşıyor. Bu durum ‘cam tavan’ olarak tanımlanan sistematik bir eşitsizliği ortaya koyuyor” dedi. Konuşmasının sonunda toplumsal cinsiyet eşitliğinin yalnızca kadınların değil tüm toplumun meselesi olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ayça Demet Atay, “Toplumsal cinsiyet eşitliği demokrasi, insan hakları ve toplumsal barışla doğrudan ilişkilidir. Hedefimiz; şiddetin, eşitsizliğin ve ayrımcılığın ortadan kalktığı bir toplumsal dönüşümü gerçekleştirmektir” ifadelerini kullandı.

Zafer Özbir: “Sorumluluk üstlenmeli ve geleceğimizi şekillendirecek iradeyi ortaya koymalıyız.”

8 Mart’ın sadece takvimde bir gün olmadığını belirten Yakın Doğu Üniversitesi Atatürkçü Düşünceyi Geliştirme Kulübü Başkanı Zafer Özbir “8 Mart; emeğin, direnişin ve hak arayışının tarihidir” dedi. Türk tarihinde kadının her zaman güçlü ve belirleyici bir rol üstlendiğini ifade eden Özbir, Türk kültüründe kadının yalnızca aile içinde değil; üretimde, yönetimde ve gerektiğinde mücadele alanlarında da aktif bir rol oynadığını dile getirdi. Cumhuriyet’in ise bu tarihsel birikimi modern bir hukuk düzeniyle kurumsallaştırdığını belirten Özbir, Mustafa Kemal Atatürk’ün kadın haklarını bir “medeniyet meselesi” olarak ele aldığını söyledi.

Konuşmasında Afet İnan, Sabiha Gökçen ve Nene Hatun gibi isimlerin Türk kadınının tarih boyunca üstlendiği öncü rolün önemli sembolleri olduğunu da dile getiren Özbir, Türk kadınının tarih boyunca edilgen değil, toplumsal gelişimin kurucu aktörlerinden biri olduğunu vurguladı. Arından gençlere seslenen Özbir, toplumsal eşitlik ve adaletin ancak bilinç ve sorumlulukla güçlenebileceğini belirterek, “Kadın hakları kendiliğinden gelişmez, eşitlik pasif bir bekleyişle ortaya çıkmaz. Gençler olarak sorumluluk üstlenmeli ve geleceğimizi şekillendirecek iradeyi ortaya koymalıyız” dedi. Konuşmasını Atatürk’ün Türk kadınına hitaben söylediği sözlerle tamamlayan Özbir, kadınların gerçek gücünün bilgi, kültür ve bilinçle donanmış bir toplumun inşasında ortaya çıkacağını ifade etti.

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.