'Türk tarafının olumlu tutumu görmezden gelindi'

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs raporunda iki kesimli iki toplumlu federasyonda siyasal eşitlik vurgusu, geçmiş mutabakatlara ve 11 Şubat belgesine atıfta bulunması ve aynı zamanda bir kez daha çerçevenin 30 Haziran 2017 tarihli metin olduğunun kayda geçmesinin önemli olduğunu vurguladı. Akıncı, bunun Rum tarafına dolaylı da olsa bir uyarı anlamında olduğunu da belirtti.

Güncel 23.04.2019, 17:52 23.04.2019, 17:52
'Türk tarafının olumlu tutumu görmezden gelindi'

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, BM Genel Sekreteri’nin
Kıbrıs raporunda iki kesimli iki toplumlu federasyonda siyasal eşitlik vurgusu,
geçmiş mutabakatlara ve 11 Şubat belgesine atıfta bulunması ve aynı zamanda bir
kez daha çerçevenin 30 Haziran 2017 tarihli metin olduğunun kayda geçmesinin
önemli olduğunu vurguladı. Akıncı, bunun Rum tarafına dolaylı da olsa bir uyarı
anlamında olduğunu da belirtti.

Raporda, ucu açık süreçlerin artık geçmişte kaldığı ve sürecin çözüm odaklı
olması gerektiğinin de belirtildiğini ifade eden Akıncı, bunun da Genel
Sekreter’in, sürecin takvimli olması gerektiği konusundaki Kıbrıs Türk
tarafının yaklaşımıyla aynı düşüncede olduğunu gösterdiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı BM Genel Sekreteri’nin BM Güvenlik Konseyi’ne dün
sunularak resmileşen Kıbrıs raporunu değerlendirdi.

Akıncı, BM Genel Sekreteri (BMGS) Antonio Guterres’in 6 Ekim 2018-10 Nisan 2019
dönemini kapsayan raporunu değerlendirdiği yazılı açıklamasında, Kıbrıs Türk
kurumlarının AB ile uyum çalışmalarının Crans-Montana sonrasında Rum tarafının
engellemesi ile durmuş bulunduğuna dikkat çekti ve raporda bu konuların da
görmezden gelindiğini açıkladı. Akıncı ayrıca raporda, Rum tarafının
olumsuzluğuna açıklıkla değinilmemesinin ciddi bir eksiklik olduğunu; Kıbrıs Türk
tarafının olumlu tutumunun görmezden gelinmesinin de üzüntü verici olduğunu
vurguladı.

“BMGS DENGELİ BİR TUTUM İZLEMEYE ÇALIŞTI”

BMGS’nin her zaman beklendiği gibi taraflar arasında dengeli bir tutum izlemeye
çalıştığını ifade eden Akıncı, “Genel Sekreteri temsilen temaslar yapmakta olan
Sn. Lute’un çalışmaları henüz sona ermediğinden, bu tutumun gerekçesi anlaşılır
olmakla birlikte; sonuç olarak Kıbrıs Türk tarafına yapılmış bir haksızlık
oluşturmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

Akıncı, raporda yeri geldikçe geçmiş mutabakatlara, 11 Şubat 2014 belgesine ve
30 Haziran 2017 tarihli Guterres çerçevesine atıf yapıldığını ama adı geçen
geçmiş mutabakatlar ve belgeler karşısında tarafların konumuna değinilmediğini
kaydetti.

“RAPORDA RUM TARAFININ OLUMSUZLUKLARINA AÇIKÇA DEĞİNİLMEMESİ CİDDİ BİR
EKSİKLİK”

“Bilindiği gibi Lute ile temaslarımızda referans kavramlarını oluştururken,
Kıbrıs Türk halkının yetkilendirdiği Lider olarak geçmiş mutabakatları, 11
Şubat 2014 belgesini ve sulandırılmaması kaydı ile 30 Haziran 2017 çerçevesini
zemin olarak kabul ettiğimizi ifade etmekteyiz. Buna karşılık Rum tarafı
siyasal eşitlik ve etkin katılım örneğinde olduğu gibi geçmiş mutabakatlardan
çok önemli bir ilkeyi reddetmekte, bunun yanında 30 Haziran 2017 çerçevesi yerine
mevcut olmayan bir 4 Temmuz 2017 çerçevesi koymaya çalışmaktadır” ifadelerini
kullanan Akıncı, raporda Rum tarafının olumsuzluğuna açıklıkla değinilmemesinin
ciddi bir eksiklik olduğunu; Kıbrıs Türk tarafının olumlu tutumunun görmezden
gelinmesinin de üzüntü verici olduğunu vurguladı.

“OLUMSUZ RUM TAVIRLARININ GÖRMEZDEN GELİNMESİ ÇÖZÜM ÇABALARINA KATKI YAPMIYOR”

Akıncı, “Rum tarafının olumsuz tavırlarının BM raporlarında görmezden gelinmesi
bilinmelidir ki Kıbrıs’ta çözüm çabalarına katkı yapmamaktadır” dedi.

“Buna rağmen BMGS’nin raporunda iki kesimli iki toplumlu Federasyonda siyasal
eşitlik vurgusu, geçmiş mutabakatlara ve 11 Şubat belgesine atıfta bulunması ve
aynı zamanda bir kez daha çerçevenin 30 Haziran 2017 tarihli metin olduğunun
kayda geçmiş olması önemlidir” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Akıncı, bunun
Rum tarafına dolaylı da olsa bir uyarı anlamında olduğunu belirtti.

“UCU AÇIK SÜREÇLERİN ARTIK GEÇMİŞTE KALDIĞI…”

Bunun yanında ucu açık süreçlerin artık geçmişte kaldığı ve sürecin çözüm odaklı
olması gerektiğinin de belirtildiğini ifade eden Akıncı, bunun da Genel
Sekreter’in, sürecin takvimli olması gerektiği konusundaki Kıbrıs Türk
tarafının yaklaşımı ile aynı düşüncede olduğunu gösterdiğini vurguladı. 

“BUNLAR ORTAYA KOYDUĞUMUZ TAVRIN KABUL GÖRDÜĞÜ ANLAMINDADIR”

“Tüm bunlar Kıbrıs Türk tarafı olarak ortaya koymakta olduğumuz istikrarlı ve
tutarlı tavrın kabul gördüğü anlamındadır” diyen Akıncı, güven artırıcı
önlemler konusunda da benzer dengeci tavrın sergilendiğini kaydetti.

“Mobil telefonlar konusu belki en nihayet gerçekleşeceğe benzese de bu konuda
Rum tarafının yanlışta ısrarı 4 yıl kaybettirmiştir. Benzer şekilde Kıbrıs Türk
kurumlarının AB ile uyum çalışmaları Crans-Montana sonrasında Rum tarafının
engellemesi ile durmuş bulunmaktadır. Raporda bu konular da görmezden
gelinmiştir” diyen Akıncı, buna rağmen Kıbrıs Türk tarafı olarak yapıcı ve
tutarlı tavırlarını sürdürmekte kararlı davranacaklarını ve Kıbrıs’ta kalıcı
bir barışın, adil bir çözümün tüm taraflar için en hayırlı sonuç olacağının
bilinci içerisinde olacaklarını vurguladı.

“AMBARGOLARIN HAKSIZLIĞI VE GEREKSİZ YERE SÜRDÜRÜLDÜĞÜ DE ARTIK ANLAŞILMALI”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk halkına yıllardır uygulanan
ambargoların haksızlığı ve gereksiz yere sürdürüldüğünün de artık anlaşılması
gerektiğine dikkat çekti ve “Çözüm için elinden geleni fazlasıyla yapmış ve
hâlâ yapmakta olan halkımıza karşı bu tutum büyük bir adaletsizlik
anlamındadır” dedi.




Yorumlar (0)