Doktorlar, sağlıktaki sorunlara çözüm üretilmediği, diyalog yolunun kapatıldığı ve hekimlerin tehdit edildiği gerekçesiyle tüm kamu sağlık birimlerinde tam gün grev ve eyleme gitti. Tıp-iş Başkanı Özlem Gürkut “Sağlık hizmetleri, hasta sayısı ve talebe cevap veremez hale getirildi” dedi
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş), “sorunlara çözüm üretilmek yerine diyalog yolunun kapatıldığı ve hekimlerin tehdit edildiği” gerekçesiyle bugün tüm kamu sağlık birimlerinde acil, yoğun bakım, hemodiyaliz ve kemoterapi hizmetleri hariç tam gün grev ve eyleme gitti.
Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi ana binası önünde basın açıklaması gerçekleştiren Tıp-İş’e, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği ile Kıbrıs İşçi ve Emekçi Sendikaları Federasyonu’nun (KİEF) yanı sıra bazı siyasi parti, sendika ve örgütler de destek verdi.
Basın açıklaması sırasında doktorlar, "üzüntü, yas, protesto ve mücadele azminin göstergesi" olarak siyah bayrak ve pankartlar taşıdı.
Basın toplantısının amacının sadece hekim sorunlarını değil, kamusal sağlık hizmetlerinin nasıl “içinden çıkılamaz sorunlarla sürdürülemez bir hale getirildiğini” paylaşmak olduğunu söyleyen Gürkut, Sağlık Bakanlığı’nın planlama yapmadığını, inşaat halindeki hastane binalarını bitiremediğini, tıbbi cihazları yenilemediğini ve eksiklikleri girmediğini savundu.
Gürkut, sağlık bütçesinin kamusal sağlığa yatırım yapmak yerine, özel sektöre hasta sevkine yönlendirildiğini iddia ederek, koruyucu sağlık hizmetlerinin etkin hale getirilememesi, “kötü nüfus politikaları” ile ülkedeki “derin yoksulluk” nedenleriyle artan “hasta sayısı ve talebe cevap veremez hale getirilen sağlık hizmetlerinde” performans artışından söz edildiğini savundu.
“Sağlıkta performans baskıyla, tehditle değil güçlü altyapıyla, planlamayla, adil çalışma koşullarıyla artar.” diyen Gürkut, performansın, bilimsel sağlık politikalarıyla, insan gücünün planlanması ve tamamlanmasıyla artacağını belirtti.
“KAMU HEKİMLERİNİN YÜZDE 53’Ü KADROSUZ ÇALIŞTIRILIYOR”
Kamu hekimlerinin yüzde 53’ünün kadrosuz olarak “geçici statülerde” çalıştırıldığını söyleyen Özlem Gürkut, bu hekimlerin çoğunun “mecburi hizmet” verdiğini ve kamusal sağlık hizmetinin yarısından fazlasının “güvencesiz olan hekimlerin” omuzlarına yüklendiğini savundu.
Birçok branşta uzman hekim olmadığını ve mevzuata göre, branşında tek olan hekimlerin yılın her günü on-call olduğunu belirten Gürkut, “İstisna olması gereken bu uygulama sistem haline gelmiştir.” dedi.
Gürkut, hekimlerin, bir ayda kaç saat mesai yapıyorlarsa, o kadar saat da nöbet tuttuklarını, haftalık ortalama çalışma saatinin, 60 saatin üzerine çıktığını kaydetti. Nöbet ücretlerinin geciktirildiğini ve hekimlerin nöbetten sonra, ertesi gün mesai sonuna kadar otuz saatten uzun aralıksız çalıştırıldığını söyleyen Gürkut, nöbetler ve on-call olmanın hekimlerin tercihi değil, eksik kadroların neticesi olduğunu öne sürdü.
“Sistem çalışanların fedakarlıklarıyla sürdürülebilmektedir.” diyen Gürkut, sistemin, hekimlerin yüksek tıbbi ve hukuki risk altında, yoğun duygusal yükle, düzensiz mesai ve gece çalışmalarıyla sürdürüldüğünü söyledi.
“ASİSTAN HEKİMLER ANGARYA ÇALIŞTIRILIYOR”
Asistan hekimlerin Anayasaya ve yasalara aykırı biçimde angarya çalıştırıldığını ve hizmet açığını kapatmak için kullanıldıklarını iddia eden Gürkut, bunun “emek sömürüsü” olduğunu söyledi.
Hastaneler ve sağlık birimlerinin fiziksel durumunu da değerlendiren Gürkut, “Hekimlerin her gün bir başka köyde çalıştırıldığını, kadro yerlerinden sürgün edildiğini, ilçe hastanelerinin sağlık ocağından bozma şartlara sahip olduğunu, ülkenin en büyük hastanesinin çatısının yağmurda aktığını ve bazı ameliyatların hekimlerin kendi özel cihazlarını hastaneye getirmesi ile” yapılabildiğini iddia ederek, eleştirdi.
Gürkut, sağlıkta planlama yapılmaması sebebiyle, randevu ve bekleme listelerinin uzadığını, hekimlerin poliklinik yapacak oda, hasta yatıracak yatak bulamadıklarını öne sürdü.
“KAMU HEKİMLERİ YASASI TALEP EDİYORUZ”
Mesleki şartlar ve çalışma koşullarına uygun yasal düzenleme yapılmaması sebebiyle, eğitimin sürekliliğine dair imkanlar tanınmadığını, meslektaşlarının kazandıkları burslu eğitim programlarına katılma şanslarının bakanlık tarafından, eğitim izni verilmediği için yitirildiğini savundu.
Yeni doğum yapan bir hekim annenin emzirme ve doğum izninin zorunlu nöbet tutan hekimlere göre değil diğer kamu görevlilerine göre yapıldığını dile getiren Özlem Gürkut, koruyucu sağlık hizmetlerinin ihmal edildiğini ve ülkede ciddi bir güvenlik sorunu olduğunu öne sürerek, “yolsuzluk, usulsüzlük ve rüşvet” iddialarına işaret etti.
“Hükümet yaşadığı itibar kaybını hekimler üzerinden örtmeye çalışmaktadır.” diyen Gürkut, eşit, adil ve güvence altına alınmış bir çalışma rejimi, hekimleri kamu hastanelerinde tutabilecek maaş ve özlük hakları, sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği ve kamu hekimleri yasası talep ettiklerini söyledi.
Sağlık Bakanı Hakan Dinçürek’i sağduyuya, uzlaşmaya, “tehditten, şantajdan ve gerçekleri çarptırmaktan vazgeçmeye” çağıran Gürkut, sistemin çalışanlara rağmen değil, iş birliğiyle ilerlediğini kaydetti.
Gürkut, hakları ve çalışma şartları uygun hale getirilse, kamu hekimlerinin tam mesai çalışmaya hazır olduğunu vurguladı.






